Türkiye'nin Ýlk Flash Blogunda Müzik,Fotoðraf ve Yazý buluþuyor! flash blog flash web site flash web tasarým paylaþým flash web tasarým tasarým site roviss desenblog desendesign desen flash web site tasarým flash tasarým flash site tasarýmý flash tasarýmý flash web tasarýmý flash web site yapýmý farklý tasarým özgün tasarým html macromedia flash 2d animasyon animasyon web animasyon desenDesign desen dizayn desen dizayn vcd dvd reklam filmi prodüksiyon produksiyon production filim tanýtým filmi þirket tanýtým firma tanýtým DESEN DESIGN WEB DESIGN STUDIO Web tasarýmý Web tabanlý yazýlýmlar interaktif CD kurumsal kimlik Marka tescili ve danýsmanlýk hizmetleriWeb Dizayn Grafik dizayn logo dizayn özel ders web tasarým web sayfa flash web tasarým web tasarým web sitesi veb sitesi internet sitesi desen design desendesign desen dizayn web tasarým teknoloji çözümleri dinamik içerik interaktif içerik eðitim cd web tasarýmý elazýð flash web flash site flash site yapýmý flash web sitesi flash internet estetik site görsel etkileme web sitesi tasarýmý elazýð web sayfasý tasarýmý web tasarým internetten satýþ sipariþ web tasarým web design elazýð türkçe flash blog paylaþým þiir roviss makale düþünce gazete haber günlük eðitim islam din peygamber kuran hadis flash web tasarým design desenblog internet site
Hüzünlü ve Samimi Bir Şair
Ali Sözer
Åžiir her devirde yeninin temsilcisidir, adıdır. Her söylenen ÅŸiir bir yeniliÄŸi müjdeler. Bu yenilikler çeÅŸit çeÅŸittir. Åžairin biri çıkar yeni bir hayal sunar âleme, bir diÄŸeri mübalaÄŸada bir yenilik yapar, bir diÄŸeri de kelimelerle yeni bir dünya kurar, yeni anlamlar kazandırır onlara. Åžiir cephesinde bu hep böyle devam etmiÅŸtir. Asırlardır ÅŸairler bakir mazmunlar peÅŸinde koÅŸmuÅŸlardır. Fakat baÅŸtan beri söylediÄŸimiz “yenilik” gelenekten kopmuÅŸ, farklı olmak adına bütün kuralları yıkmış olan yenilik deÄŸildir. Nitekim Fuzuli bu konuyu “mazmun ne garip olmalı ne de bayağı olmalı” ÅŸeklinde yorumlanabilecek, özetlenebilecek ifadeleriyle Farsça Divanı’nın önsözünde belirtmiÅŸtir. Bu yüzden eskinin gölgesinde kalmadan ve köklerini de eskiden koparmadan söylenen ÅŸiir daima yenidir.
Hüseyin Kaya’nın ilk ÅŸiir kitabı olan Çekil Gideyim Hayat, kitaplığımıza dahil olan en yeni ÅŸiir kitabı. Yukarıda, giriÅŸte ifade ettiÄŸimiz doÄŸrultuda Kaya’nın kitabını deÄŸerlendirmeye çalışalım.
Kaya’nın kitabı iki bölümden oluÅŸuyor: Hüzünler Evi ve Kervanlardan Saklanan. Kitapta toplam otuz ÅŸiir var. Kitabın her iki bölümü de Hz. Muhammed (sav)’in birer sözüyle baÅŸlıyor: İlki, Sen beni kime bırakıyorsun; ikincisi, AÄŸlama kızım baban bir daha hiç acı çekmeyecek, ifadesi. Bu iki söz sizi hassas mısralardan oluÅŸan ÅŸiirlerin beklediÄŸini müjdeliyor. Kitap ilk ÅŸiirinden son ÅŸiirine kadar kalbinize hitap ediyor. Bu yüzdendir ki ÅŸiirler birden fazla anlamlı denilebilir. Hangi ucundan tutmuÅŸsanız o imgeyi veya mısraı o yolda ilerliyorsunuz.
Kaya’nın ÅŸiirini birkaç cümlede özetlemek çok zor. Çünkü onun ÅŸiiri birkaç yönlü ve ÅŸiirini sevimli kılan da bu sanırım. Bu yüzdendir ki örnekler sunarak ve çeÅŸitli cihetlerden ele alarak Kaya’nın ÅŸiiri hakkında belirli bir tablo çizmeye çalışacağız.
Kitaptaki ÅŸiirlerde ilk göze çarpan unsur ÅŸiir dilinin güzelliÄŸi. Kaya günümüz ÅŸairlerinin aksine herkesin kullandığı, bildiÄŸi kelimeleri tercih ediyor. Kitapta baÅŸtan sona garipseyeceÄŸiniz, “bu buraya yakışmamış” diyeceÄŸiniz kelimeler yok. Oysa günümüz ÅŸairlerinin birçoÄŸu yeni bir kelime bulmak, kullanmak adına ÅŸiiri kirletmeyi bile göze alıyor. Tılsım adlı ÅŸiirden örneklediÄŸimiz aÅŸağıdaki mısralar kitaptaki o güzelim mısralardan sadece birkaçı:
“bana da bir tılsım sun sırrı için hayatın
gözlerimin içinde raks eylesin yıldızlar
kuşlar omuzlarımdan şakısın sözlerini
anne gibi eÄŸilsin toprağıma bulutlar”
Yukarıda da söylediğimiz gibi şair herkesin kelimelerini yine herkesin bildiği şekilde kullanıyor. Bu sebepten ötürü şiirler doğal bir dille yazılmış olmanın yanında lirikliği de elde etmiş oluyor. Aşağıya aldığımız mısralar oldukça akıcı bir özelliğe sahip:
“mızrağının ucunu çevirme yüreÄŸimden
çevirme dönmem geri gidecek nerem kaldı
ne yanmayan bir gemim
ne tayfam
ne havarim
bir kez oÄŸlum de bana
baba denizden geldim”
Åžiirlerde göze ilk göze çarpan iÅŸlenilmiÅŸ, özenilmiÅŸ mısralar. Bütün mısralar, bütün ÅŸiirler için aynı hükmü versek yanılmış olmayız sanırım. Åžiir dili olarak kitabın bir bütünlük içerdiÄŸini söylerken Kaya’nın ÅŸiirlerinin artık belli bir mecrada ilerlediÄŸini de söylemiÅŸ oluruz.
Åžiirlerdeki dilin iÅŸlenilmiÅŸliÄŸinden bahsetmiÅŸtik. Bu iÅŸlenilmiÅŸliÄŸi çeÅŸitli cihetlerden ele alabiliriz ki, yukarıda ifade ettiÄŸimiz temiz dil ve akıcılık bunların ikisidir. Bunlardan baÅŸka ÅŸiirlere ahenkli bir özellik saÄŸlayan kelime tekrarları, Türkçeye has bir özellik olan ikilemeler ÅŸiirlerde ÅŸuurlu bir ÅŸekilde kullanılmış. Öyle ki Kaya’nın ÅŸiirlerinin baÅŸat özelliÄŸini bu tekrarların oluÅŸturduÄŸunu söyleyebiliriz. Çöl adlı ilk ÅŸiirde:
“….
bir hicrana emanet yele düşmüş ömrüme
bundan sonra bir bahar gelse ne gelmese ne
olsa ne olmasa ne bu masalın sonrası
hep aynı çöl ruhumdan cennetime dökülen”
“çekil gideyim hayat çekil gideyim senden”
mısralarındaki gibi bizleri karşılayan tekrarlar sayfalar ilerledikçe değişerek ve çeşitlenerek karşımıza çıkıyor. İşte o tekrarlardan birkaç misal:
“geçer dedin
bekledim
önce çiğdemler açtı
sonra mor menekÅŸeler
geçer dedin
bekledim
ilk değil di hüznünle sınayışın ilk değil
ilk değildi gölgemi bıraktığın sulara
hayatın mültecisi bir kalbi taşımaktan
ömrümü vatanına sürüyüşüm ilk deÄŸil”
“sana bir kere daha acılar adıyorum
bu sızılı
bu kanlı sunağında kalbimin
daha dönmeyesin yar
daha dönüp de beni
dağımda bulmayasın
daha dolayıp beni o yalan sürgününe
karanlık denizlerde
bahanem olmayasın”
“al
nereye istersen savur ÅŸimdiden geri
hem yolum hem yolcuyum
hem dağım hem dağlanan
hem tufanım hem gemi”
“aÅŸkla aÄŸuladın beni
aÅŸkla
lal olayım yar dedim
lal olayım”
Misalleri çoğaltmak mümkün. Bütün şiirlerde tutarlı bir şekilde bu yol tutulmuş. Asırlardır unutulmamış şiirler noktasında bir inceleme yapıldığı takdirde o şiirlerin iyi bir dille yazıldığı fark edilecektir. Bu iyi dilin ölçüsü de dilin geniş imkânlarını doğru ve estetiğe uygun bir şekilde kullanmaktan geçmektedir.
Hüseyin Kaya’nın dil noktasında baÅŸvurduÄŸu bir diÄŸer yöntem de sesteÅŸ ve anlamdaÅŸ kelimeleri kullanmak. Bu usulle ÅŸair ÅŸiirinde deÄŸiÅŸik anlamlara yer açmış oluyor. Åžiiri ilk okuduÄŸunuz da deÄŸiÅŸik çaÄŸrışımlar beliriyor ve gittikçe belirginleÅŸiyor anlamlar.
Yukarıda söylediklerimiz Kaya’nın ÅŸiirini çaÄŸdaÅŸlarından ayıran bir taraf. Özellikle günümüz ÅŸairlerinden birçoÄŸunun çaÄŸrışım maksadıyla kelimeyi “/” iÅŸaretiyle bölerek yaptıklarından oldukça farklı Kaya’nın ÅŸiirindeki çaÄŸrışım yöntemleri. Günümüzde “/” iÅŸaretiyle bölünen kelimelerin anlamı olsun veya olmasın ilk bölümün bir kelime olması yeterli oluyor. Oysa ikinci bölüm anlamsız bir ÅŸekilde mısrada mevcudiyeti sürdürmüş oluyor. Garip olan ÅŸu ki hiçbir eleÅŸtirmen çıkıp da bunu eleÅŸtirmiyor. Sükût ikrardan gelir ifadesi kabilinden diÄŸer ÅŸairler de bunu yapmaya kalkışıyor.
Şair dil sarrafıdır derler. Herhalde bu sözden maksat şairlerin dil noktasındaki vukufiyetleri ve dili çeşitli imkânlarıyla birlikte kullanışlarıdır. Nitekim eski Arap dili gramercileri dil noktasında şairlerin söyleyişlerini kesin delil kabul etmekteydiler. Örneklerin çoğu şairlerin beyitlerinden oluşmaktaydı.
Çağrışımlı kelimeler konusunu bu kadar açtıktan sonra şimdi şairden birkaç örnek verelim:
“çözülmüyor kollarım acının bedeninden
surların önündeyim
suların arkasında”
“bitti iÅŸte ömrümü çelen çalan bu büyü”
“hem dağım hem daÄŸlanan”
Bu örnekte dağ kelimesi iki anlamlıdır ve dağlanan kelimesi aracılığıyla asıl anlam belirginleşmektedir. Bir başka örnek olan:
“tükendi tükendi tükendi bil fitilim”
mısraındaki bil fitil- kelimeleri ilk bakışta bil-fiil kelimesine benzetiliyor. Nitekim yaygın olan kelime bil-fiil’dir. Daha sonra ÅŸairin söz oyunu fark ediliyor.
Åžimdiye kadar bahsettiklerimiz ÅŸairin ÅŸiir dili çerçevesindeydi. Oysa bu ÅŸiirde zengin bir anlam dünyası var ve okudukça derinleÅŸiyor bu anlamlar. Bu derinleÅŸen anlamlar da ÅŸairin gelenekten damıttığı mısralar sayesinde gerçekleÅŸiyor. Kaya’nın ÅŸiiri geleneÄŸi yeniden canlandırıyor her mısrada. Asırların birikimi ve geniÅŸ bir coÄŸrafyaya ait doÄŸu kültürü onun ÅŸiirinde tekrar ekilip biçiliyor. Nihayetinde bizlere güzel ÅŸiirler sunulmuÅŸ oluyor.
İlk olarak kitabın bölümlerini oluÅŸturan Hüzünler Evi külbe-i ahzan terkibinin sadeleÅŸtirilmiÅŸ hali. Fuzuli’yi hatırlatan bu isimlendirme bu bölümdeki ÅŸiirlerle birlikte daha geniÅŸ bir zaman ve mekânı ihata ediyor. Çöl, Hüzün Kıssası, Acı Dağı, Hicret, Tılsım, Dua, Küsuf, Fasl-ı Hazan gibi ÅŸiir adları daha baÅŸtan size bir fikir veriyor ve sizi o hassas âleme doÄŸru yolculuÄŸa çıkarıyor.
İkinci bölümün adı olan Kervanlardan Saklanan terkibinde de Yusuf (as)’ın kıssası akla geliyor. Fakat bunun dışında anlamlara da göz kırpıyor bu isimlendirme. Bu bölümdeki Yolcunun İlahisi, Sabırtaşı, Lal, Yetim Åžiir ve Gözlerinden Vurulan gibi ÅŸiir isimleri de oldukça anlamlı. Bu yönüyle Kaya’nın kitabı kendine has bir bütünlük içinde fakat ÅŸiirler tek başına da oldukça manidar ve müstakilmiÅŸ gibi duruyor. Hem bütünün bir parçası hem de bütünden ayrı birer bölüm her ÅŸiir.
Åžairin kelime dünyası da oldukça zengin ve her bir kelime okuru farklı âlemlere götürüyor. Çöl, hicran, hüzün, aÄŸu, acı, aÄŸrı, suskun menekÅŸe, ateÅŸ, elem, tufan, kanayan yürek, yara, anasız kuzu, kan ırmağı, küsuf, külbe-i ahzan, beytü’l-hazan, sızı, göz yaşı ve daha nice kelime onun ÅŸiirlerindeki hüzün ırmağının birer aynası:
“mor daÄŸlara saldığın suskun menekÅŸelerin
ve dağımda patlayan kızıl güllerin için
ve en çok senin için hep en çok senin için
ben seni aÄŸlayarak gideceÄŸim ülkemden”
Şiirlerde hüzne dair kelimelerin çokluğunun yanında baharı müjdeleyen kelimeler de yok değil hani. Çiğdem, menekşe, gül, papatya, mor dağlar, iğde, akasya, yeşeren baharlar, nehir, deniz, Kafdağı gibi nice kelimeler var mısraları renkli kılan.
Şiirleri belirli bir mecraya götüren bu kelime yığınlarının yanında şairin o anki durumunu anlatıverdiği deyim ve atasözleri kullanılmış. Misal olarak:
“al
yazgıma boyadım
verdiÄŸin
bu hayatı”
“kuÅŸ uçmaz kervan geçmez kuytusunda ömrümün”
mısralarını gösterebiliriz. Bunun yanına masal âlemini hatırlatan ifadeleri de eklemek gerek:
“ne öldüm vebadan
ne de üç elma düştü
bu hüzün kıssasının ortasındayım yine”
“bir bulut acıyı aÄŸlar içimde
bir gemi kalbimde arar ülkeni
mecnun etme beni dağ var içimde
kaç Kafdağı canım sarar ülkeni
bir bulut acıyı aÄŸlar içimde”
Bütün bunların yanında Kaya’nın ÅŸiiri bir kültür ÅŸiiri, onun ÅŸiirini anlamak için geçmiÅŸ asırları bilmek gerekiyor. Yapmış olduÄŸu göndermeleri, telmihleri, irsal-i meselleri anlamak gerekiyor. Tabi bunların dışında günümüzü de iyi gözlemlemek gerektiÄŸini eklemeliyiz. Zira onun ÅŸiiri ilk olarak günümüzü anlatıyor.
Yukarıda ÅŸairin kelimelerinden bahsetmiÅŸtik. O kelimelere birkaç ek daha yapalım: Cibril, nebi, ayet vs. Bu noktada ÅŸunu söyleyebiliriz ki Kaya’nın ÅŸiiri bütün olarak Kur’ani bir ÅŸiir. Onun:
“al
nereye istersen savur ÅŸimdiden geri
hem yolum hem yolcuyum
hem dağım hem dağlanan
hem tufanım hem gemi”
mısralarında Nuh (as) ve tufan kıssası vardır, az kelimeyle öz bir anlatıma başvurulmuştur. Yine:
“söyle Yahya
kum diliyle söyle bana
başı kesik bir bedevi neyi görür düşünde
hangi ismi sayıklar kan kokan dudakları
Yahya Allah aşkına
durdur içimde hüzün koÅŸan atları”
mısralarında Yahya (as.)’ın kıssasından hareketle bizleri sorguluyor ÅŸair. Onun mısralarında geçenler sadece bunlar deÄŸil:
“çevirme dönmem geri gidecek nerem kaldı
ne yanmayan bir gemim
ne tayfam
ne havarim
bir kez oÄŸlum de bana”
mısralarında hem Hz. İsa hem de Tarık bin Ziyat var. Bir başka mısrada:
“yaralı ve yamalı yüzümün ÅŸahidi ol
çöldeyim
Hüseyinim
ahım ulaÅŸmaz sana”
derken bizi Kerbela’ya götürüyor ki o topraklar bu gün bile bir hüzün yumağını sarmaÄŸa devam ediyor. Åžair devam ediyor:
“mavi göğün altını anlatma bana
karanlık kuyularda
yiten yusuf’u anlat”
diyerek meşhur kıssanın kuyu cephesini verirken bir diğer şiirde:
“yakub’una kokmayan yusuf’um ÅŸimden geri”
diyerek kıssanın başka bir yönüne değinir. Tabi her şairin yaptığı gibi bu unsurları kendi süzgecinden geçirerek, farklı bir yönünü bularak yapıyor şair.
Kaya’nın ÅŸiirindeki kültür unsurları sadece bu kıssalar ve geçmiÅŸteki olaylar deÄŸil tabi ki. Divan ÅŸiirinden de büyük yansımalar var onun ÅŸiirine ki yukarıdaki her bir kıssa zaten divan ÅŸiirinin ana kaynaklarını oluÅŸturmaktadır. Bu yönüyle ÅŸair geleneÄŸi devam ettirmiÅŸ oluyor.
Fuzuli asırları aşıp gelen ter u taze bir ÅŸairimiz. O her zaman sevildi ve sevilmeye devam ediyor. İşte bu sebepledir ki Kaya, Fuzuli’nin:
“Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
Başını daÅŸdan daÅŸa urup gezer âvâre su”
beytini hatırlatarak şu mısraları söylüyor:
“beni ayaklarına
akmayan ÅŸiirlere
sızılı bir dağ gibi
kanatıp
gitmeseydin”
Kaya’nın ÅŸiiri tek kaynaktan beslenen bir ÅŸiir deÄŸil. Yerel kültürden dini kültüre, divan edebiyatından halk edebiyatına kadar geniÅŸ bir saha onun kaynağını oluÅŸturuyor. Özellikle ÅŸiir dilindeki duruluÄŸu yaÅŸamış olduÄŸu yerin ağız özelliklerine ve bölgenin halk ÅŸiirinin merkez noktalarından biri olmasına baÄŸlayabiliriz. O ÅŸiirlerinde Mecnun’a da yer vermiÅŸ Suna’ya da:
“bu ten sunak mı suna
bu aşkın korkusuna
hüznü azık mı verdin
kalbinin yolcusuna”
dörtlüğü bu halk kültürü etkisine sadece bir örnek.
Sonuç olarak Kaya’nın gizemli bir ÅŸiiri var. Bu gizem onun ÅŸiirini çeÅŸitli kültür öğeleriyle süslemesinde ve kendi çevresinde geliÅŸen olayları gizli bir dil ile aktarabilmesinde yatmaktadır. Onu yakından tanıyanlar ÅŸiirini anlamada bir merhale önde olacaklardır. Fakat bu onun ÅŸiirinin onu tanımayanlar tarafından anlaşılmayacağı anlamına gelmesin ki ÅŸiirin ÅŸahsileÅŸmeden geniÅŸ anlamlar içermesi daha güzel bir olgudur. Onun Acı Dağı ÅŸiirindeki :
“solgun bir al gül gibi
bıraktım eşiğine
daha istemem geri
gözüm önüme aksın
….
yarım kalsın bu masal
kalsın omuzlarımda
kalsın bu acı dağı
daha istemem geri
gözüm önüme aksın”
ifadeler ve Masalın Bittiği Yer adlı şiirindeki:
“beni bilme
akıyor iki gözüm önüme”
ifadeleri kendi acısını samimi bir biçimde anlatan mısralar. Fakat bu mısralar daha çok farklı anlamlara gebe ve her okur kendinden bir unsur bulacaktır bu şiirlerde. Bu yönüyle Hüseyin Kaya samimi, içtenlikli bir şair. Onun şiirleri bazen bir ırmak gibi coşturuyor insanı bazen de bir çöl kadar sessiz sakin bir coğrafyaya götürüyor ve bütün bunlarla kalbimizi yıkıyor, temizliyor.
Sözü bu merhaleye getirene kadar çeÅŸitli ÅŸiirlerden onlarca alıntı yaptık, bu örnekleri harmanlayıp sunduk. Ancak anlattıklarımız Kaya’nın ÅŸiirinin çok az bir bölümünü tarif edebilir ve anlatabilir. Zira onun ÅŸiiri okudukça derinleÅŸen bir derya. Bu sebeple biz bu kadarıyla yetiniyoruz. Yazıyı bitirirken kitaptan sizler için kısa fakat güzel bir ÅŸiiri tam olarak verelim:
gözlerinden vurulan
çocuklar parka gitti belki de hiç dönmezler
dedeleri balkondan dönse de baksa bari
ah ben de bakabilsem koÅŸup da peÅŸlerinden
kaldırım ortasında sessiz bir ağaç gibi
ben yine kaldım burda onlar da öyle gitti
penceremin önünde karardı tek güneşim
daha hiçbir aynadan görmeyecekler beni
solmuÅŸ iki gül ÅŸimdi; gözlerim…
âh gözlerim
üç aylık edebiyat dergisi
künye:
.....sahibi ve yazı işleri müdürü: kemalettin bal
.....yayın kurulu:
hüseyn kaya
adem turan
münir çakmak
mesut duran
mithat tanrıkulu
seibel turga metin
serhan ÅŸimÅŸek
irtibat ve ürün göndermek için:
azedebiyat@gmail.com neden çkmıyor az edebiyat